Haberdar Ol
Kur'an'ı oku anlayarak oku!

Bu bir yarışma; ama bildiğimiz Kur'an okuma yarışmalarından farklı; zira gençler ilk defa Kur'an-ı Kerim'in mealini de güzel okumak için yarışacak. Kur'an'ın tecvitli, ahenkli okunmasına alışkınız da meal acaba nasıl okunur, kıstas nedir, daha da önemlisi bu yarışmadan murat edilen nedir? Soruların cevabı 'Kur'an'ın Anlamıyla Buluşmak Platformu'nda; çünkü yarışmayı onlar düzenliyor.
Platformun adı gayet açık, amacı belli; Kur'an'ı Arapça aslından okumakla yetinmeyelim, mealini de okuyalım. Platformun iki yıl önce ANAR firmasına yaptırdığı anket ortada; toplumun yüzde 94'ünün evinde Kur'an var, yüzde 78'inin evinde meallisi de var; üçte biri Kur'an okuyor; ama ancak yüzde 5'i meale başvuruyor.
Anlamadan okumak, işte bizim hastalığımız. Platform başkanı İsmail Yıldız, Kur'an-ı Kerim'in üzerinde düşünelim ve öğüt alalım diye indirilmiş bir yol gösterici olduğunu ısrarla vurguluyor ve "Aslında" diyor, "Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının altında bu 'anlama' eksikliği yatıyor. Yüce Allah, 'Benim zikrimden, Kur'anım'dan kim yüz çevirirse dünyada ona sıkıntı veririm.' buyuruyor. Tefsirler, Kur'an'dan yüz çeviren insanlara musallat edilen sıkıntılar içinde stres ve sabırsızlık gibi çağımızın hastalıklarını da sıralıyor."
Ne yapmalı o zaman? Kur'an-ı Kerim'i sadece ölülerimiz ve hastalarımız için değil de kendimiz için de okuyup, anlamak için nasıl bir yol izlemeli? Nesilden nesile aktarılan davranış biçimlerine diyecek söz yok; Kur'an bulunan odada ayağını uzatmamak, genç kızların çeyizinde Kur'an bulundurmak, çocuklara Kur'an'dan isim seçmek, yerdeki kâğıdı üzerine Kur'an yazılır hassasiyetiyle yerden kaldırmak... Eyvallah; ama bir yerde esaslı bir hata yaptığımız aşikâr. İsmail Yıldız, 'kutsallaştırarak uzaklaştırmak' gibi bir kavramdan söz ediyor. Planlı, maksatlı bir uygulama biz anlamadan şuuraltımıza işlemiş gibi: "Öyle yükseğe kaldır ki Kur'an-ı bir daha oradan indiremeyesin." Kur'an'ın Anlamıyla Buluşmak Platformu, her an yanımızda, bulunduracağımız bir kutsal kitaptan söz ediyor.
Arzu edilen anlama biçimi nedir? "Kur'an okurken meale başvurmadan anlayabilmektir." diyor Yıldız. Sistemli bir Arapça eğitimiyle ulaşılacak bu merhalenin epey uzağında olduğumuz ortada; ama Yıldız'a göre başarmak o kadar da zor değil: "Ben yaklaşık yedi sekiz aydır önce Arapçasını, sonra mealini ayet ayet karşılaştırarak okuyorum. Şu an Kur'an'ın yüzde seksenini anlayabiliyorum. Arapçasını anlamayanların da mazereti yok. Elimizin altında onlarca meal ve tefsir var."
Şimdi gelelim, yarışmacılardan neler beklendiğine. Öncelikle hem Arapça aslının hem de mealinin anlama uygun bir ses tonu ve vurgulamayla okunması gerekiyor. Rahmet ayetinde hiddetli bir okuyuş ya da azaptan bahseden ayetlerde munis bir ses tonunun puan kaybettireceği kesin. Mealin de bağırıp çağırmadan, Kur'an'a yakışan saygı ve edepten uzaklaşmadan okunması tavsiye ediliyor. 15 Kasım'daki il finallerinden sonra yedi bölgeden yedi birinci seçilecek ve 30 Mayıs'ta İstanbul'da bir final yarışması düzenlenecek. Ödüller arasında hem para hem umre ziyareti görünüyor; ama İsmail Yıldız güzel meal okuyanlara bir müjde veriyor: "Biz bu yarışmayla yetenekli gençleri tespit edip radyo ve televizyonlara yönlendirmek istiyoruz. Radyolarda halihazırda meal seslendirenler var; ama birçoğu ayetin anlamına uygun seslendiremiyor. Biz bu açığı da kapatmak istiyoruz." Bir müjde de yarışmaya katılmak için başvuran; ama geri dönen genç kızlara; platform hanımlar için de bir Kur'an okuma yarışması düzenlemeyi düşünüyor. u.akagunduz@zaman.com.tr
Zaman Gazetesi Cumaertesi Eki / 14 Kasım 2009

Bu habere eklenmiş ve onaylanmış bir yorum bulunmuyor. Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.