Taceddin Dergâhı ve Camii

Taceddin Dergâhı, İstiklal Marşı'nın yazıldığı mekandır. Mehmet Akif Ersoy, Milli Mücadeleye katılmak için Ankara'ya geldiğinde ev bulmanın çok zor olduğundan dolayı Dergâhın şeyhi tarafından ikâmet etmesi için Mehmed Akif e tahsis edilmişti.

Adını o dergâha veren Şeyh Tâceddin Sultan; Selçuklu Devleti'nin son zamanlarında yetişmiş, Osmanlı Devleti'nin ise kuruluşunda manevî önderlerden olmuş Kayserili Şeyh Tâceddin Veli Hazretleri'nin soyundan gelen bir mübarek zattı. Onyedinci yüzyılda Bursa'da Üftade ve Aziz Mahmud Hüdaî Dergahlarında yetişerek Ankara'ya gelen ve burada Celvetî tarikatı müridleriyle ilgilenen, Taceddinoğulları'ndan Taceddinzade Şeyh Taceddin Mustafa Sultan, pek çok kerametiyle müştehirdi. Misâl… Dr. Müjgan Cunbur ile Yrd. Doç. Dr. Fatma Ahsen Turan'ın Altındağ Belediyesi tarafından yayınlanan “Altındağ'ın Manevî Coğrafyası” isimli kitabında anlattıklarına göre, devrin padişahı, Şeyh Taceddin'in yanına getirilmesini emretmiş, dergâha giden askerler, şeyhle beraber su ibriklerinin de ibadet ettiğini görünce Şeyh Taceddin Sultan'ı götürmekten vazgeçmişlerdi.



Taceddin Sultan Camii, türbe, dergah, çeşme, ve hazireden oluşan küçük bir külliye.
Bina, ilk defa Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) zamanında Celvetiye Tarikatı için tekke olarak inşa edilmiş.
Sultan Abdülmecit (1839-1861) zamanında onarılmış ve bugünkü görünüşünü almış.
Şair Mehmet Akif Ersoy Ankara'ya döndüğünde Taceddin Dergahı bahçesinden ahşap bir kapı ile geçilen, iki katlı, ahşap, karkas çatılı, küçük bir yapıya yerleşmiş.
Bu çatı altında otururken yazdığı  bir şiiri 21 Mart 1921 günü T.B.M.M. de İstiklal Marşı olarak kabul edilmiş.
Şair Mehmet Akif Ersoy Evi olarak bilinen bina da 1988 de onarılarak müze haline getirilmiş.



Dr. Nazif Öztürk de, Muhsin Yazıcıoğlu'nun defnedildiği Tâceddin Dergâhı üzerine ilginç detayları, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen Mehmet Âkif Bilgi Şöleni'nde (sempozyum) sunduğu, “Taceddin Sultan'dan Mehmet Akif'e” isimli bildirisinde anlatır: “Halkın ve devlet yöneticilerinin gösterdiği yoğun saygının bir ifadesi olarak XIX. yüzyılda Hacı Bayram-ı Veli ile Tâceddin-i Veli mahalleleri sakinleri vergiden muaf tutulmuşlardır. Bu mahalleler, manevî şahsiyetlerin tesis ettiği zaviyeli camilerin etrafında kurulmuş olmaları, dergâhların ruhanî bir atmosfer oluşturması, halkın derin saygı duyduğu ulu kişilerin türbelerinin buralarda bulunması, hem dinî açıdan, hem de vergi muafiyetleri sebebiyle ekonomik açıdan cazip yerleşim yerleri idi. Ankara Şer'iye sicillerinde yer alan 5 Ramazan 1283 / 16 Mayıs 1823 tarihli fermanda, 'Tekke Ahmet Mahallesi'nin ekser ahalisi fukarâ-yı dervişândan olduğu için, yeni ihdas edilen bazı vergilerden Tâceddin-i Veli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine muaf tutuldukları' belirtilmektedir.”


 
Yine Öztürk, Osmanlı dönemi kayıtlarına göre Ankara'da insanların yoğun bir şekilde ziyaret ettiği belli başlı on yedi türbe bulunduğunu belirterek, “Bu ziyaret yerleri arasında Hacı Bayram-ı Veli türbesi birinci, Tâceddin-i Veli türbesi ise ikinci sırada, tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra yıktırılarak yerine önce 'İnci Gazinosu' yaptırılan ve halen üzerinde Altındağ Belediye Sarayı'nın yer aldığı mevkide bulunan es-Seyyid Hüseyin Bahâeddin Nakşibendî türbesi de üçüncü sırada geliyordu” diye yazmakta. Şeyh Taceddin Sultan'ın, “Umdetü'l-meşâyıhı'l-'izâm Mustafa Efendi İbni Tâceddinzâde” ifadeleriyle yani, “dayanılıp güvenilecek büyük şeyh” olarak anılması ise o tarihlerde kendisinin Ankara'daki meşhur şeyhler arasında olduğunu gösteriyor.


Tâcî Divanı
Şeyh Tâceddin Sultan'ın “İlâhiyât-ı Tâceddinzâde” isimli bir eseri de bulunuyor. “Tâcî Divanı” olarak adlandırılan bu eserde duru bir Türkçe ile tasavvuf şiirleri yer almakta. İşte o divandan birkaç mısra:

Ey cümleye Ma'bûd olan,
Derdime dermân sendedir
Âşıklara matlûb olan,
Derdime derman sendedir
 
Aşktır begim ana giden,
Aşktır murâda irgören
Olmuş gönüllerdir gören,
Derdime dermân sendedir
 
Aşktır tenimde cân olan,
Mest-i elest insân olan
Âşıklara îmân olan,
Derdime dermân sendedir
 
Sensin Kerîm Sensin Rahîm,
Aşıklara aşkın naîm
Vaslın cinân hicrin cahîm,
Derdime dermân sendedir
 
Tâceddînoğlu çâresi çoktan,
Bezm-i avâresi
Lutfin senin çün çâresi,
Derdime dermân sendedir
 
Geldik kapuna yâ Şekûr,
İrham lenâ yâ Rabbenâ
Sensin Kerîm sensin Gafûr,
İrham lenâ yâ Rabbenâ
 
Başım kodum bu meydâna,
Muntazırım ben ihsâna
Garîkım gerçi isyâna,
İrham lenâ yâ Rabbenâ
 
Günâhım oldu gâyetsiz,
Senin lütfün nihâyetsiz
Nice bulam hidayetsiz,
İrham lenâ yâ Rabbenâ
 
Tâceddînoğlu dir kaldım,
Günâhım anladım bildim
Yüzüm kara sana geldim,
İrham lenâ yâ Rabbenâ

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Yeni Şafak / Taceddin Ural (http://yenisafak.com.tr/Pazar/Default.aspx?t=11.04.2009&i=179078)

http://wowturkey.com